minikguluslerr

Tedavi hakkında bilgi alın

bizi arayın

+90 312 220 50 00

ya da sizi arayalım

Kompozit ve Kompomer Dolgu Tedavileri

dolgu islemi 1024x576
Kompozit ve kompomer dolgu tedavisi, diş yapısında çürük, kırık veya aşınma neticesinde meydana gelen anatomik madde kayıplarını, doğal diş minesiyle yüksek görsel uyum sağlayan polimer bazlı seramik parçacıklar ya da florür iyonu salgılama kapasitesine sahip akıllı hibrid materyaller kullanarak, katman katman adezif yöntemlerle restore eden ve ağız florasının fonksiyonel-estetik rijitliğini yeniden kazandırmayı hedefleyen profesyonel bir koruyucu diş hekimliği hizmetidir.

Kompozit ve Kompomer Dolgular Nedir?

Restoratif diş hekimliğinde adezif (dişe kimyasal bağlanan) teknolojilerin temelini oluşturan kompozit ve kompomer restorasyonlar, geleneksel cıva bazlı koyu renkli amalgam dolguların yerini almış modern biyomateryallerdir. Kompozit dolgu, organik bir polimer matris içerisine mikroskobik boyutlarda silis, kuvars ve zirkonyum dioksit gibi cam-seramik parçacıklarının silanizasyon köprüsüyle gömülmesiyle elde edilen sentetik bir malzemedir. Kompomer dolgu (poliasit-modifiye kompozit rezin) ise, geleneksel kompozit rezinler ile cam iyonomer çimentoların özelliklerini tek bir hibrit yapıda birleştiren bir malzemedir. Bu iki materyal, ağız dışındayken plastik hamur kıvamında olup, spesifik dalga boyundaki mavi LED ışık kaynaklarıyla uyarlandığında saniyeler içinde sertleşerek dayanıklılık kazanır.

  • Adezyon Mekanizması: Diş minesindeki mikroskobik gözeneklere moleküler düzeyde kilitlenerek monoblok tutunma sağlanması.
  • Kromatik Kimya: Dişin dentin, mine ve şeffaf uç bölgelerindeki optik kırma indekslerini başarıyla yansıtan ışık geçirgenliği.
  • Biyo-Aktif Koruma: Kompomerlerin içeriğindeki cam parçacıkları sayesinde asit ataklarına karşı florür koruması desteklemesi.

Kompozit Dolgu İle Kompomer Dolgu Arasındaki Farklar Nelerdir?

Kompozit dolgu sistemleri ile kompomer bazlı hibrit dolgular arasındaki temel klinik ve kimyasal ayrım; malzemelerin inorganik doldurucu oranları, mekanik bükülme dirençleri, florür salgılama kapasiteleri ve aşınma katsayılarının fasyal çiğneme kuvvetlerine karşı gösterdiği biyomekanik yanıtlardır. Kompozit rezinler, içerdikleri yoğun seramik parçacıkları sayesinde çok daha yüksek yük taşıma kapasitesine ve yüksek parlatılabilme (polisaj) kalitesine sahiptir; bu yüzden erişkinlerin yüksek basınçlı arka azı dişlerinde öncelikle tercih edilir. Kompomerler ise mekanik olarak biraz daha esnektir, florür iyonu yayarak sinsi sekonder çürükleri engellemeye yardımcı olur ve narin yapısı nedeniyle çocuk ağız ekosistemine uyum sergiler. Aşağıdaki karşılaştırma tablosunda iki restoratif malzemenin tıbbi parametreleri detaylandırılmıştır:

Mekanik, Optik ve Klinik Kriter Grubu Kompozit Dolgu (Cam-Seramik Esaslı Rezin) Kompomer Dolgu (Poliasit-Modifiye Hibrit Rezin)
Florür İyonu Salgılama ve Koruma Gücü Normal şartlarda florür salınımı yapmaz, pasif doku kalkanı işlevi görür. Süreç boyunca florür yayarak çevre diş dokusunu çürümekten korumaya destek olur.
Çiğneme Kuvvetlerine Karşı Direnç Katsayısı Yüksek düzeydedir; arka azı dişlerin çiğneme kuvvetlerine direnç gösterir. Orta-Yüksek seviyededir; yapısı süt dişlerinin yük limitlerine uygundur.
Yüzey Parlatılabilme ve Bukalemun Efekti Çok yüksektir; elmas patlarla parlatıldığında ışığı oldukça başarılı yansıtır. Orta-Yüksek düzeydedir; matlaşma katsayısı seramiğe göre biraz daha hızlı gelişebilir.
Mine ve Dentin Dokusuna Bağ Gücü ($MPa$) Adezif asit ve bonding ajanlarıyla dişe moleküler boyutta güçlü kilitlenir. Kendi yapısındaki asidik monomerler sayesinde dişe pratik ve esnek bağlanır.
Klinik Birincil Endikasyon Sahası Erişkinlerin ön estetik grup dişleri ve arka çiğneme azı koridorları. Çocukların süt dişleri ve daimi dişlerin derin oluk koruyucu dolguları.

Kompozit ve Kompomer Dolgular Hangi Durumlarda Tercih Edilir?

Restoratif tedavi planlamasında bu iki malzemenin kullanılması, sert dokulardaki madde kaybının hacmine, çürüğün yayılım hızına ve hastanın diş yapısına göre klinik olarak endike edilir. Dişin anatomik bütünlüğünde bir harabiyet meydana geldiğinde, dişi zirkonyum veya porselen kronlar için dairesel olarak yontup küçültmek yerine koruyucu tedavi seçenekleri değerlendirilir. Uzman hekim, dişin canlılığını (vitalitesini) bozmadan, minimum müdahaleyle dişe fonksiyonunu geri kazandırmak amacıyla bu adezif yaklaşımlara karar verebilir.

Kompozit ve kompomer dolguların sıklıkla tercih edildiği temel durumlar şunlardır:

  • Bakteriyel çürüklerin mine sınırını aşarak dentin katmanına ilerlediği ve dişte madde kaybı oluşturduğu durumlarda,
  • Ön kesici dişlerin köşelerinde travma veya kazalar neticesinde kırıklar ve asimetriler meydana geldiğinde,
  • Ayrık dişler arasındaki boşlukların (diastemaların) yaprak porselen yapılmaksızın aynı gün içinde kapatılmasında,
  • Çocuklarda süt dişlerinin çürük direncinin zayıf olduğu durumlarda, florür desteğiyle dişi koruma altına almak amacıyla.

Kompozit ve Kompomer Dolgular Kimler İçin Uygundur?

Adezif diş dolgu protokolleri; ağzında aktif çürükler, kırık diş kenarları veya asimetrik mine aşınmaları bulunan, cıva içeriği olan eski siyah amalgam dolgularından arınmayı hedefleyen her yaş grubundaki çocuk ve yetişkin birey için medikal açıdan uygundur. Sistem, içeriğinde toksik ağır metaller barındırmadığı ve adezif bağ gücüyle çalıştığı için genel sağlık tablosu hassas olan hastalar da dahil olmak üzere yüksek biyo-uyumluluk profiliyle tatbik edilebilir. Ancak çiğneme yüzeylerinde madde kaybının dişi ayakta tutamayacak boyutlara ulaştığı harap olgularda, dolgu yerine laboratuvarda üretilen porselen dolguların (inley/onley) veya kaplamaların tercih edilmesi biyomekanik emniyet açısından hekim tarafından önerilebilir.

  • Estetik Odaklı Bireyler: Gülerken metal görüntülerden rahatsız olan, doğal bir gülüş arzulayan hastalar.
  • Pediatrik Çocuk Hastalar: Çürük üreme indeksi yüksek olan ve diş mineleri narin yapı sergileyen çocuklar.
  • Diş Aşınması Olan Bireyler: Sert fırçalamaya veya diş sıkmaya (bruksizm) bağlı olarak diş boyunlarında kama şeklinde aşınmalar oluşmuş danışanlar.

Dolgu Tedavisi Öncesinde Diş Değerlendirmesi Nasıl Yapılır?

Restorasyon seansına geçilmeden önce gerçekleştirilen klinik değerlendirme, dişin biyolojik olarak dolguyla tedavi edilebilme potansiyelini tarayan ve dolgunun kenar sızdırmazlığını destekleyen önemli muayene evrelerinden biridir. Hekim muayene anında, diş eti sınırlarının sağlığını inceler; zira kanamalı ve ödemli bir diş eti varlığında adezif dolgu yapılması yapışma bağ gücünü olumsuz etkileyecektir. Bu aşamada, gözle fark edilemeyen derin çürük hatlarını ve kök ucu apselerini değerlendirmek adına dijital periapikal veya panoramik röntgen verileri incelenerek sinir odasının (pulpanın) sağlığı kontrol edilir.

  • Pulpa Uzaklık Değerlendirmesi: Çürüğün dişin canlı sinir merkezine olan mesafesinin radyolojik olarak tespit edilmesi.
  • Kanal Tedavisi İhtiyacı Teşhisi: Dişte kronik bir iltihap veya gece ağrısı öyküsü varsa, dolgu öncesi kanal tedavisine yönlendirme yapılması.
  • Dentin Duvar Kalınlığı Analizi: Geriye kalan sağlam diş duvarlarının kalınlığının ölçülerek dolgunun mekanik olarak yeterli olup olmayacağının saptanması.

Estetik Dolgu Tedavisi Süreci Nasıl Planlanır?

Estetik dolgu iş akışının planlanması; çürüğün derinliğine, müdahale edilecek diş sayısına ve hastanın kapanış (oklüzyon) hareketlerine göre aşamalı bir klinik algoritma üzerinden yürütülür. Süreç planlanırken standart, düz dolgular tercih edilmez; adımlar anatomik tüberkül ve vadi formlarına dikkat edilerek şekillendirilir. Planlamada, aynı gün içinde çok sayıda dişin restore edilebilme esnekliği sayesinde hastanın klinikteki süreçleri büyük ölçüde optimize edilir. Fobi veya zihinsel kısıtlılık durumlarında ise planlama genel anestezi veya sedasyon takvimine entegre edilebilir.

  • Aşama 1 (Renk ve Ton Akordu): Renk skalası veya cihazlar yardımıyla dişin doğal renk kodunun tespiti.
  • Aşama 2 (Kavitasyon ve İzolasyon): Çürük dokuların arındırılması ve çalışma sahasının lastik bariyerlerle (rubber dam) nemden soyutlanması süreci.
  • Aşama 3 (Tabakalama İnşası): Rezin materyalinin mikro katmanlar halinde ışınlanarak dişe işlenmesi evresi.
  • Aşama 4 (Oklüzal Kontrol ve Polisaj): Isırtma kağıtlarıyla yüksekliklerin uyumlanması ve cila diskleriyle parlatılması döngüsü.

Kompozit Dolgu Uygulaması Nasıl Gerçekleştirilir?

Klinik odasında icra edilen kompozit dolgu uygulaması, mine bütünlüğüne özen gösterilerek, lokal anestezi altında aşamalı olarak gerçekleştirilen hassas bir kimyasal restorasyon prosedürüdür. Diş çürüklerden tamamen arındırıldıktan sonra, mine ve dentin çeperlerine özel asit jelleri tatbik edilir; bu asit mine yüzeyinde mikroskobik pürüzlü gözenekler açar. Yıkanıp kurutulan diş yüzeyine “bonding” adı verilen adezif sıvı sürülür ve ışıkla dondurularak sızdırmaz bir bağ kurulur. Bu astarın üzerine kompozit rezin, dişin formuna uygun olarak katman katman yerleştirilir ve her tabaka ışıkla sertleştirilerek yapı tamamlanır.

  • Asitle Dağlama (Etching): Kimyasal kilitlenme için mine yüzey gerilim katsayısının artırılması.
  • Tabakalama Tekniği: Malzemenin polimerizasyon büzüşme stresini en aza indirmek adına rezini ince tabakalar halinde ışınlama tekniği.
  • Anatomik Form: Dişin çiğneme yüzeylerinin (fissür hatlarının) el aletleriyle dolgu üzerine şekillendirilmesi süreci.

Kompomer Dolgu Uygulaması Nasıl Yapılır?

Çocuk diş hekimliği klinik süreçlerinde sıklıkla tercih edilen kompomer dolgu uygulaması, çocukların koltukta kalma sürelerini optimize etmek adına daha pratik adımlarla yürütülen yüksek biyo-uyumluluk profilli bir prosedürdür. Çürük arındırıldıktan sonra, kompomer malzemenin içeriğindeki adezif monomerler sayesinde, bazı uzun aşamalara gerek kalmayabilir. Astar sıvısı sürülen süt dişi kavitesine kompomer hamuru yerleştirilir; malzemenin esnekliği büzüşme riskini en aza indirir. Işıkla dondurulan dolgu, çocuklara uygun disklerle parlatılır.

  • Zaman Tasarrufu Adımları: Çeşitli evrelerin kısaltılması sayesinde çocuk hastanın koltukta sıkılma refleksinin önüne geçilmesine yardımcı olunması.
  • Nem Toleransı: Kompomerin kimyasal yapısı gereği, çocukların kontrol edilmesi zor olan tükürük nemine karşı kompozite oranla daha toleranslı olması.

Kompozit ve Kompomer Dolgularda Kullanılan Materyaller Nelerdir?

Modern restoratif diş hekimliğinde kullanılan dolgu materyalleri, malzemenin ağız içindeki çiğneme kuvvetlerine, asit ataklarına ve lekelenme faktörlerine karşı direnç gösterebilmesi adına özel hammaddelerden formüle edilir. Bu malzemelerin temel işlevi, dişe anatomik mukavemetini geri kazandırırken biyo-uyumluluğu da desteklemektir.

  • Organik Polimer Matris (Bis-GMA / UDMA): Dolgunun gövdesini oluşturan, ışıkla polimerize olan rezin omurgası.
  • İnorganik Seramik Doldurucular: Rezine sertlik katan, mikronize kuvars, baryum camı ve zirkonyum dioksit kristalleri.
  • Silan Bağlama Ajanları: Organik rezin yatağı ile sert seramik kristalleri arasında mikroskobik düzeyde bağ kuran kimyasal moleküller.
  • Floroalüminosilikat Cam Parçacıkları: Kompomerlerin yapısında yer alan, ortamla temas ettikçe ağız içine florür iyonu salgılayan cam kristalleri.

Kompozit Dolgular Estetik Açıdan Hangi Avantajları Sunar?

Cam-seramik içerikli kompozit restorasyonların fasyal ve gülüş estetiği üzerindeki destek gücü, “ışık geçirgenliği dengesi” ile doğal görünüme uyum sağlamasına dayanır. Doğal bir insan dişi mat bir kütle olmadığından, kompozit malzemeler içerdikleri kristaller sayesinde ışığın tıpkı doğal diş minesi gibi dolgunun içinden süzülerek alt katmanlara yansımasına olanak tanır. Bu optik katkı, restorasyon sınır hatlarının dışarıdan fark edilmemesini destekler; böylece ağızda doğal bir parlaklık elde edilebilir.

  • Optik Floresans Kalitesi: Farklı ışık ortamlarında doğal diş gibi yansıma yaparak yapay gölgeleri en aza indirmesi.
  • Geniş Renk Paleti: Dişin boyun bölgesindeki ton ile kesici ucundaki şeffaflığın dolgu katmanlarıyla doğal bir şekilde harmanlanabilmesi olanağı.

Kompomer Dolgular Çocuk Diş Tedavilerinde Neden Tercih Edilir?

Hibrit kompomer sistemlerinin çocuk diş hekimliği (pedodonti) pratiklerinde tercih edilmesi, malzemenin bünyesinde barındırdığı “florür salınım” mekanizmasına ve çocuk çene/diş yapısına gösterdiği biyolojik uyuma dayanır. Çocuklarda diş fırçalama disiplini tam oturmadığı için dolguların kenarında yeni çürüklerin başlama riski olabilir. Kompomer, çevre dokulara florür iyonları yayarak mineyi destekler ve çürük oluşumuna karşı koruyucu bir barikat görevi üstlenir.

“Kompomer dolgu, çocukların süt dişlerini restore ederken, aynı zamanda salgıladığı florür sayesinde asit ataklarına karşı koruyucu bir destek sunan medikal bir materyaldir.”

Kompozit ve Kompomer Dolgu Tedavisi Ne Kadar Sürer?

Adezif dolgu müdahaleleri, adezif sistemlerin pratikliği sayesinde, hastaların zaman planlamasına uyum gösteren dinamik dental süreçlerden biridir. Bir dişteki çürüğün temizlenmesi, katman katman ışınlanarak doldurulması ve parlatılması aşamaları, vakanın büyüklüğüne bağlı olarak genellikle diş başına 20 ila 40 dakika arasında tamamlanır.

  • Tek Yüzeyli Pratik Dolgu: Yaklaşık 20-30 dakikalık koltuk oturumu.
  • Çok Yüzeyli Geniş Restorasyonlar: Dişin birden fazla çeperini saran derin kavitelerde seans süresi ortalama 40 dakikayı bulabilir.

Dolgu Uygulaması Sırasında Hangi Aşamalar Uygulanır?

İşlem koltuğunda yürütülen operasyon adımları, sızıntı risklerini en aza indiren bir tıbbi protokol üzerinden ilerler. Her bir evre, malzemenin dişe tutunma gücünü destekleyecek teknik altyapı barındırır. Süreç boyunca sterilizasyon kurallarına özen gösterilir.

  • Temizlik: Diş yüzeyindeki biyo-filmin ve lekelerin temizlenerek net mine sınırlarının açığa çıkarılması,
  • Kavitasyon Fazı: Uygun frezler yardımıyla çürük dokunun sağlıklı mine-dentin sınırına kadar arındırılması,
  • Adezyon Astarı (Bonding): Mine gözeneklerini açıcı jellerin sürülmesi, ardından bonding sıvısının uygulanarak ışınlanması,
  • Anatomik Tabakalama ve Cila: Rezin materyalinin katmanlar halinde yerleştirilerek dondurulması ve polisaj aletleriyle pürüzsüzleştirilmesi.

Kompozit ve Kompomer Dolgu Uygulaması Ağrılı Bir İşlem Midir?

Adezif estetik dolgu uygulamaları, seans esnasında genellikle acı, ağrı veya mekanik sızı hissedilmeyen konforlu bir işlemdir. Çoğu zaman işlem öncesinde diş eti mukozasına uyuşturucu jeller sürülür, ardından bilgisayar kontrollü veya klasik anestezi yöntemleriyle ilgili diş duyarsızlaştırılır. Seans boyunca sinir iletimi bloke edildiğinden genellikle sadece cihazların dokunuşunu ve su serinliğini algılarsınız. İşlem sonrasındaki ilk birkaç gün boyunca, dişte hafif bir soğuk-sıcak hassasiyeti uyanması beklenen fizyolojik bir hücre adaptasyonudur ve çoğunlukla kısa süre içinde kendiliğinden hafifler.

Dolgu Tedavisi Sonrasında Nelere Dikkat Edilmelidir?

Restorasyon seansının estetik ve fonksiyonel başarısını desteklemek ve malzemenin adaptasyon dengesini korumak adına işlem sonrasında hastanın ev ortamında dikkat edeceği bazı pratik kurallar mevcuttur. Diş dokusunun işlem sonrası ilk saatlerde dış etkenlere karşı geçici olarak daha hassas olabileceği unutulmamalıdır.

İşlem sonrasındaki süreçte evde dikkat edilmesi önerilen medikal kurallar şunlardır:

  • Lokal anestezi etkisi (uyuşukluk) geçene kadar (genellikle ilk 2 saat) dil, dudak ve yanak ısırma yaralanmalarını önlemek adına yemek yenmemesi önerilir.
  • Dolgu yüzeyinin pürüzsüzlüğünü korumak ve ilk günlerde leke emilimini engellemek adına çay, kahve, sigara, şarap gibi yoğun boyar maddeli gıdalardan ilk 24 saat kaçınılması tavsiye edilir.
  • Arka dişlere geniş dolgular yapılmışsa, buz çiğnemek, ambalaj kapaklarını dişle açmaya çalışmak veya sert kuruyemişleri ön dişle kırmaya zorlamak gibi kötü mekanik alışkanlıkların bırakılması önerilir.

Kompozit ve Kompomer Dolgularının Bakımı Nasıl Yapılmalıdır?

Estetik restorasyonlar biyolojik olarak çürüme reaksiyonu göstermeseler de, dolgunun bittiği ve kendi doğal diş minenizle birleştiği sınır hattı (marjin çizgisi), bakteri plağının birikmesi adına hassas bir bölgedir. Eğer bu sınır hatlarında ev hijyeni ihmal edilirse, plak birikintileri zamanla dolgu altına sızarak “sekonder çürük” adı verilen çürükleri başlatabilir; bu riskleri en aza indirmek adına ev ortamında disiplinli bir temizlik takvimi uygulanmalıdır.

  • Düzenli Fırçalama: Günde 2 kez, yumuşak kıllı bir fırçayla diş etinden dişe doğru dairesel hareketlerle fırçalama (aşındırıcısı yüksek kömürlü, sert karbonatlı macunlar dolgu yüzeyini çizebileceği için uzak durulması önerilir).
  • Arayüz İpi Kullanımının Önemi: Dolguların birbirine temas ettiği yan ara yüzeylerin her gece diş ipiyle temizlenerek plağın uzaklaştırılması.

Dolguların Kullanım Ömrünü Etkileyen Faktörler Nelerdir?

Kompozit ve kompomer dolguların ağız içinde uzun yıllar sorunsuz kalabilmesi, restorasyon anındaki teknik hassasiyet ile hastanın ev hijyeni titizliğinin uyumuna bağlıdır. Yeni nesil nanohibrit rezinler yapısal olarak aşınmaya karşı iyi bir direnç gösterir; ancak başarısını belirleyen önemli unsurlardan biri, yapıştırma anında kavite içine tükürük neminin sızdırılmamış olmasıdır.

  • Nem İzolasyonu (Rubber Dam): Çalışma alanının lastik örtülerle ağız içi sıvılarından soyutlanması; nem sızması yapışma gücünü zayıflatabilir.
  • Çiğneme ve Bruksizm Dinamiği: Diş sıkma sorunu olan hastaların, dolgu kenarlarında stres çatlakları yaşamaması adına koruyucu gece plaklarını düzenli takması tavsiye edilir.

Kompozit ve Kompomer Dolgu Tedavisinin Avantajları Nelerdir?

Nanoteknolojik adezif dolgu sistemlerinin geleneksel metal (amalgam) dolgulara kıyasla sağladığı avantajlar; sadece estetik bir beyazlık yaratmakla kalmayıp, diş dokularının biyolojik bütünlüğünü korumaya da destek olur. Eski tip dolgulardaki dişi griye boyama riskleri bu malzemelerde büyük oranda ortadan kaldırılır. Kimyasal kilitlenme gücü, hastaya uzun yıllar güvenle kullanabileceği bir çiğneme konforu sunar.

  • Yüksek Doku Tasarrufu: Dolguyu tutturmak için sağlam diş dokularının gereksiz yere kesilmesini gerektirmez, sadece çürük arındırılır.
  • Doğal Esneklik Modülü: Doğal dentin gibi esneyerek çiğneme anında gelen yükleri desteklemesi, diş duvarlarının hasar görme riskini azaltması.
  • Pratik Süreç: Laboratuvar bekleme süreçleri olmaksızın, tek bir randevu oturumunda estetik restorasyon sağlanması.

Kompozit ve Kompomer Dolgular Hangi Yaş Gruplarında Uygulanabilir?

Adezif dolgu teknolojileri, hastanın kronolojik yaşından bağımsız olarak, ilk süt dişinin ağızda belirdiği erken çocukluk döneminden, ileri yaşlardaki hastalara kadar tüm yaşam evrelerinde değerlendirilebilir. Yaş tek başına bir kriter değildir; önemli olan, defektin durumuna uygun malzemenin (çocukta kompomer, erişkinde nanohibrit kompozit) hekim tarafından doğru klinik şartlarda seçilmesidir.

Dolgu Tedavisi Sonrasında Düzenli Diş Kontrolleri Neden Önemlidir?

Düzenli olarak tekrarlanan dental muayeneler, ağız sağlığını korumak adına önemli ve maliyet-etkin bir yaklaşımdır. Dolguların bittiği sınır çizgileri zamanla hastanın fırçalama alışkanlıklarıyla veya asit ataklarıyla mikro aşınmaya uğrayabilir. Düzenli kontrollerde bu sınırlar taranarak gerekirse kısa bir cila (polisaj) tazelemesiyle dolguların kullanım ömrü desteklenir.

Sıkça Sorulan Sorular

Ağız içi restorasyon ve estetik dolgu uygulamalarına başvurmayı planlayan bireylerin sıkça sorduğu sorular ve medikal yanıtları aşağıda sunulmuştur:

Estetik kompozit dolgular metal (amalgam) dolgular kadar sağlam mıdır?

Günümüz diş hekimliğinde kullanılan yeni nesil “nanohibrit” seramik dolduruculu kompozitler, kırılma ve basınca karşı direnç yönünden metal dolgularla yarışacak düzeye geliştirilmiştir. Dişe kimyasal bağlandıkları için dişi içeriden destekleyerek korurlar; dolayısıyla arka azı dişlerin çiğneme kuvvetlerine karşı da uzun yıllar direnç göstererek hizmet verebilirler.

Estetik dolgu yaptırırken çürük temizleme aşaması canımı acıtır mı?

İşlem genellikle acı veya sızı hissetmeyeceğiniz konforlu bir süreçtir. İşlem öncesinde bilgisayar destekli anestezi yöntemleri veya lokal anestezi ile ilgili diş duyarsızlaştırılır. Seans boyunca sinir iletimi bloke edildiğinden çoğunlukla sadece cihazların titreşimini ve suyun serinliğini algılarsınız.

Ön dişlerime yaptırdığım estetik bonding dolguları çay veya sigara yüzünden sararır mı?

Kompozit rezinler cilalansa da, doğal diş minesi gibi zamanla yoğun çay, kahve ve tütün kullanımında yüzeyel leke biriktirebilir. Ancak bu sararma kalıcı bir bozulma değildir; rutin hekim kontrollerinize geldiğinizde, hekimimiz dolgu yüzeyini özel parlatıcı patlar ve disklerle cilalayarak (polisaj yaparak) dolgunuzun ilk günkü parlaklığına geri kazanmasına yardımcı olur.

Ağzımdaki eski gri/siyah amalgam dolguları estetik dolgularla değiştirmem güvenli midir?

Evet, hem estetik beklentileri karşılamak hem de metal dolguların olası etkilerini uzaklaştırmak adına amalgam dolguların kompozitlerle değiştirilmesi sıkça uygulanan güvenli bir klinik işlemdir. Bu söküm işlemi esnasında eski dolgudan çıkan partiküllerin yutulmaması için “Rubber Dam” (lastik örtü) koruması ve yüksek emiş gücüne sahip aspiratörler eşliğinde işlem güvenle yürütülür.

Estetik dolgu tedavimin bittiği gün normal hayatıma dönebilir miyim?

Evet, estetik dolgu uygulaması cerrahi kesi veya dikiş içermeyen lokal bir restorasyon işlemidir; dolayısıyla dolgularınız tamamlandığında koltuktan kalkarak normal günlük, mesleki veya sosyal yaşamınıza devam edebilirsiniz; işlem sonrasında (anestezi etkisi geçtikten sonra) günlük aktivitelerinize dönmenizde çoğunlukla klinik bir engel söz konusu değildir.

Biz Kimiz? & Panorama Ankara Ağız ve Diş Sağlığı

Panorama Ankara, ağız ve çene cerrahisi, implantoloji, endodonti, periodontoloji, pedodonti ve estetik diş hekimliği başta olmak üzere uzman hekim kadrosunu ve güncel dijital altyapıyı birleştirerek hastalarına sağlık hizmeti sunan ruhsatlı bir ağız ve diş sağlığı merkezidir. Tedavi pratiklerinde hasta konforunu artırmayı ve dental kaygıları en aza indirmeye özen gösteren merkezimiz, klinik süreçlerinde Dijital Diş Hekimliği ve Nanohibrit Süt/Daimi Diş Restorasyonları uygulamalarını titizlikle işletmektedir.

Panorama Ankara çatısı altında gerçekleştirilen tüm teşhis, radyolojik tarama ve mikroskobik restorasyon işlemlerinde; sterilizasyon ve hasta emniyeti prensipleri gözetilir. Klinik pratiklerimizde, dijital ağız içi tarayıcılar ve rezin bağ gücünü destekleyen nem izolasyon (rubber dam) sistemleri uzman restoratif hekim kadromuzun denetiminde kullanılır. Amacımız, hastalarımızın çene yapısını ve kapanış mekanizmasını ön muayenede detaylıca analiz etmek, dokulara saygılı bir yaklaşımla seans konforu sunmak ve uzun yıllar güvenle kullanılacak estetik gülüş tasarımları elde etmektir. Yıpranmış dolgularınızdan veya estetik kaygılarınızdan şikayetçiyseniz ve uzman bir klinik ortamında tedavi sürecinizi başlatmak istiyorsanız; Panorama Ankara uzman kadrosuyla iletişime geçerek muayenenizi planlayabilir, ağız sağlığınızı güvenle koruma altına alabilirsiniz.

Diğer Tedavilerimiz