Geleneksel bisturi ile yapılan diş eti kesilerinde mekanik travma, kanama ve operasyon sonrası dikiş gereksinimi iyileşme sürecini uzatırken, diot lazer veya Er:YAG lazer teknolojileri dokuyu keserken aynı zamanda kan damarlarını koagüle eder (pıhtılaştırır) ve sinir uçlarını mühürler. Bu sayede işlem esnasında neredeyse sıfıra yakın bir kanama meydana gelir, hekimin görüş alanı maksimuma çıkar ve cerrahi alan sterilize edilmiş olur. Hücresel düzeyde lazer enerjisi biyostimülasyon yaratarak fibroblast aktivitesini ve kolajen sentezini hızlandırır; bu da hastanın operasyon sonrasında şişlik, ağrı veya enfeksiyon riski yaşamadan, çok daha konforlu bir epitelizasyon süreci geçirmesini ve estetik restorasyon aşamasına haftalarca beklemek yerine çok daha kısa sürede geçilmesini mümkün kılar.